Haberler

ANNE BABALARIMIZA NOT..

Çin'de ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs insanları hem biyolojik hem de psikolojik olarak olumsuz etkilemeye devam ediyor. Okulların kapanması 'evde kal' çağrısının ardından evlerinde kalan çocuklar, bu süreçten olumsuz etkilendi. Anne ve babaların daha hassas davranması gerektiğini belirten Pedagog Hakan Şahintürk, "Bu süreç içerisinde çocukların sosyal ortamlardan uzak durması, onların sosyalleşme seviyesini düşürebilir. Ailelerin bu konuda yapması gerekenlerden bir tanesi, çocuklara bunun yaşanabilecek bir süreç olduğunu doğru aktarmak, arkadaşlarıyla zamanı geldiğinde iletişim kurabileceğini ve sosyal ortamlara zamanı geldiğinde girebileceğini anlatmaktır. Olabildiğince bu sürecin olumsuz taraflarını onlara yaşatmadan doğru aktarmaları çok önemli. Arkadaşları ile iletişim kurmaları konusunda teknolojiden faydalanabilirler. Herkesin evinde akıllı telefon var. Arkadaşlarıyla konuşmalarına izin verilebilir. Bu şartlarda onlara bu konularda kısıtlama getirmeyelim diyorum. Çünkü arkadaşlarını özlüyor çocuklar. Burada akran duygudaşlığı çok önemli. Çocukların halinden her zaman biz anne ve babalar olarak anlayamayabiliriz. Burada akranların onlara duygudaşlık yapması gerçekten çok önemli. "HERKES EVİNDE BİR MİNNETTARLIK KÖŞESİ OLUŞTURSUN"   Ailelerin bu süreçte yaşayacağı sıkıntılardan bir tanesinin de direnç sorunu olduğunu kaydeden Şahintürk, "Özellikle birden fazla çocuğa sahip olan ebeveynlerde psikolojik olarak belirli bir direnç sorunu yaşanabilir. Bu da çocuklara olumsuz yansıyabilir. Bu konuda anne babalara şu öneride bulunuyorum; herkes evinde bir sakinleşme köşesi, minnettarlık köşesi yapsın. Minnettarlık ne demek? Şükretmek. Yani hayatta var olduğumuza dair, sahip olduğumuz değerlere dair böyle bir minnettarlık köşesi yapılabilir. Çocuklara da bu konuda tavsiyelerde bulunabiliriz. 'Senin sahip olmaktan en çok hoşlandığın şey nedir?' diyerek ona minnet duyduğu şeyin resmini çizmesini isteyebiliriz. 'Bu resmi bu köşeye koyabilirsin' diyebiliriz. Sakinleşme köşesi de kurabiliriz. Öfkelenebiliriz çünkü bu süreçte. Çünkü çok ciddi bir psikolojik zorlukla karşı karşıyayız. Mesela bir kaplumbağayı düşünelim. Kaplumbağalar bir tehdit algıladıklarında kendi kabuklarına çekilirler. Herkes çok öfkelendiğinde kaplumbağa rolüne bürünebilir. Evde kendi bölümümüze çekilip, sakinleştikten sonra iletişime geçebiliriz. Aile toplantıları çok önemli. Çocuklara doğru bilgi aktarmak çok önemli. Evet, toplumda şuan sıkıntılı bir durum var. Ama bu sürecin de geçeceğini unutmayalım. Çocuklara bunu doğru bir dille aktarmak en doğru çözüm yöntemi .  

Devamı

EVİ BAHÇELİ ÖĞRENCİLERİMİZ ile FEN-DOĞA ETKİNLİKLERİNE DEVAM EDEBİLİYORUZ

Okulumuzun bulunduğu bölgede evlerin genelde bahçeli olması bu süreçte hem öğrencilerimze hem velilerimize büyük avantaj sağladı.Çocuklarımız bu sayede toprak ile buluşabilmekte,doğadan temiz havadan ve baharın gelişinden tam anlamıyla uzak kalmamaktadır.

Devamı

ETKİNLİKLERİMİZ EV ORTAMINDA DEVAM EDİYOR

Dünyayı ve ülkemizi etkileyen salgın hastalıktan dolayı okullarımız geçici olarak uzaktan eğitim modeline geçmiştir.Bu bir tatil olmamakla birlikte okulda yaptığımız etkinkleri mümkün olduğunca öğretmenlerimiz rehberliğinde evde de sürdürüyoruz.Çocuklarımızın bu süreçten etkilenmemesi ve mutlu olmaları bizim için önemli.Anne babaların bu konuda bizlere yardımcı olarak,çocuklarla birlikte evde geçirilen zamanları kaliteli bir hale getirmeleri ve bu süreci mutlu kaygısız bir şekilde atlatabilmeleri çok önemli.

Devamı

CORONA VİRÜS TEDBİRLERİ KAPSAMINDA OKULUMUZ DEZENFEKTE EDİLDİ

CORONA VİRÜSÜ NEDİR? Yeni Koronavirüs (COVID-19), ilk olarak Çin'in Vuhan Eyaleti'nde Aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020'de tanımlanan bir virüstür. Salgın başlangıçta bu bölgedeki deniz ürünleri ve hayvan pazarında bulunanlarda tespit edilmiştir. Daha sonra insandan insana bulaşarak Vuhan başta olmak üzere Hubei eyaletindeki diğer şehirlere ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin diğer eyaletlerine ve diğer dünya ülkelerine yayılmıştır.       Coronavirüsler, hayvanlarda veya insanlarda hastalığa neden olabilecek büyük bir virüs ailesidir. İnsanlarda, birkaç koronavirüsün soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi daha şiddetli hastalıklara kadar solunum yolu enfeksiyonlarına neden olduğu bilinmektedir. Koronavirüs hastalığına COVID-19 neden olur. CORONA VİRÜSÜ BELİRTİLERİ NELER? Belirtisiz olgular olabileceği bildirilmekle birlikte, bunların oranı bilinmemektedir. En çok karşılaşılan belirtiler ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Şiddetli olgularda zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve ölüm gelişebilmektedir. CORONA VİRÜSÜ NASIL BULAŞIR? Hasta bireylerin öksürmeleri aksırmaları ile ortama saçılan damlacıkların solunması ile bulaşır. Hastaların solunum parçacıkları ile kirlenmiş yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, göz, burun veya ağıza götürülmesi ile de virüs alınabilir. Kirli ellerle göz, burun veya ağıza temas etmek risklidir. CORONA VİRÜSTEN NASIL KORUNULUR? Mümkün olduğu kadar yurtdışına yolculuk yapılmaması önerilmektedir. Yurtdışına çıkışın zorunlu olduğu durumlarda aşağıdaki kurallara dikkat edilmelidir: Akut solunum yolu enfeksiyonlarının genel bulaşma riskini azaltmak için önerilen temel ilkeler Yeni Koronavirüs (COVID-19) için de geçerlidir. Bunlar; El temizliğine dikkat edilmelidir. Eller en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır. Antiseptik veya antibakteriyel içeren sabun kullanmaya gerek yoktur, normal sabun yeterlidir.Eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemelidir.Hasta insanlarla temastan kaçınmalıdır (mümkün ise en az 1 m uzakta bulunulmalı).Özellikle hasta insanlarla veya çevreleriyle doğrudan temas ettikten sonra eller sık sık temizlenmelidirHastaların yoğun olarak bulunması nedeniyle mümkün ise sağlık merkezlerine gidilmemeli, sağlık kuruluşuna gidilmesi gereken durumlarda diğer hastalarla temas en aza indirilmelidir.Öksürme veya hapşırma sırasında burun ve ağız tek kullanımlık kağıt mendil ile örtülmeli, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içi kullanılmalı, mümkünse kalabalık yerlere girilmemeli, eğer girmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burun kapatılmalı, tıbbi maske kullanılmalıdır.Çiğ veya az pişmiş hayvan ürünleri yemekten kaçınılmalıdır. İyi pişmiş yiyecekler tercih edilmelidir.Çiftlikler, canlı hayvan pazarları ve hayvanların kesilebileceği alanlar gibi genel enfeksiyonlar açısından yüksek riskli alanlardan kaçınılmalıdır.Seyahat sonrası 14 gün içinde herhangi bir solunum yolu semptomu olursa maske takılarak en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı, doktora seyahat öyküsü hakkında bilgi verilmelidir.       KİMLER RİSK ALTINDA?       COVİD-19 enfeksiyonu ile ilgili şimdiye kadar edinilen bilgiler, bazı insanların daha fazla hastalanma ve ciddi semptomlar geliştirme riski altında olduğunu göstermiştir. Vakaların yüzde 80'i hastalığı hafif geçirmektedir.Vakaların %20'si hastane koşullarında tedavi edilmektedir.Hastalık, genellikle 60 yaş ve üzerindeki kişileri daha fazla etkilemektedir.Hastalıktan En Çok Etkilenen Kişiler: 60 yaş üstü olanlarCiddi kronik tıbbi rahatsızlıkları olan insanlar:Kalp hastalığıHipertansiyonDiyabetKronik Solunum yolu hastalığıKanser gibiSağlık ÇalışanlarıÇocuklar Risk Altında Mı? Çocuklarda hastalık nadir ve hafif görünmektedir. Çocuklarda şimdiye kadar ölüm görülmemiştir. Hamileler Risk Altında Mı? COVID-19 enfeksiyonu gelişen gebe kadınlarda hastalığın ciddiyeti konusunda sınırlı bilimsel kanıt vardır. Bununla birlikte mevcut kanıtlar COVID-19 enfeksiyonu sonrası hamile kadınlar arasındaki hastalık şiddetinin, hamile olmayan yetişkin COVID-19 vakalarına benzer olduğunu ve hamilelik sırasında COVID-19 ile enfeksiyonun fetüste olumsuz bir etkisi olduğunu gösteren hiçbir veri olmadığını göstermektedir. Şu ana kadar COVID-19'un hamilelik sırasında anneden bebeğe bulaştığına dair de bir kanıt bulunmamaktadır. CORONA VİRÜS TANISI NASIL KONUR?Yeni Koronavirüs tanısı için gerekli moleküler testler ülkemizde mevcuttur. Tanı testi sadece Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ulusal Viroloji Referans Laboratuvarında ve belirlenmiş Halk Sağlığı Laboratuvarlarında yapılmaktadır. Koronavirüs Testi 15 Dakikada Çıkacak Sağlık Bakanlığı tüm dünyada etkili olan ve binlerce insanın ölümüne neden olan Yeni Koronavirüs salgınına karşı tedbirleri artırıyor. Bakanlık şimdi de 15 dakika gibi kısa bir sürede sonuç alınabilecek tanı kitlerini uygulamaya başladı. Bakanlık virüsün yayılımını önlemek amacıyla Bilim Kurulunun önerisiyle test sayısını artırdı. Artık Yeni Koronavirüs tanısında, 60-90 dakika içinde kapsamlı sonuç alınmasına olanak tanıyan yerli tanı kitinin yanı sıra 15 dakikada sonuç verebilen hızlı tanı kiti de kullanılacak. Bakan Koca açıklamıştı Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın TBMM'de, hızlı sonuç veren antijenden geliştirilmiş tanı kitinin Türkiye genelinde tüm illere dağıtılma kararı alındığını açıklamasının ardın Bakanlık harekete geçti. 15 dakika sonuç alınabilen tanı kiti temin edilerek Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Viroloji Laboratuvarında tanıtıldı. Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Yasemin Coşkun, daha fazla kişiye test yapılarak izolasyonun sağlanabilmesi için hızlı tanı kitinde, yerli tanı kitinde olduğu gibi ağız ya da burun mukozasından alınan sürüntü örneğinin incelendiğini belirtti. Coşkun, başta acil servisler olmak üzere kolay ve hızlı bir kullanımı olan testin yaygın bir şekilde uygulanabileceğini söyleyerek güvenirliğinin de yüksek olduğuna dikkat çekti. Coşkun daha sonra hızlı tanı kitininin nasıl kullanıldığını uygulamalı olarak anlatttı. KARANTİNA KURALLARI NELERDİR? Yeni koronavirusun hemen hemen tüm ülkelerde yaygın hastalık oluşturduğu bilinmektedir. Hastalığın ülkemizde yayılmasını önlemek için yurt dışından gelenlerin 14 gün süre ile evde karantina uygulaması yapması, bu süre içinde ateş, öksürük ve solunum sıkıntısı gibi belirtiler yönünden kendisini izlemesi ve şikayeti olursa ALO 184 telefon hattına başvurması gerekmektedir. Karantina süresince uyulması gereken kurallar: -Evden dışarı çıkılmamalıdır. -Eve ziyaretçi kabul edilmemelidir. -Eller sık sık su ve sabunla yıkanmalıdır. -Başka kişi/kişiler ile aynı ortam paylaşıldığı zaman tıbbi maske takılmalıdır. -Evdeki diğer kişilerden uzak bir odada, mümkün değil ise iyi havalandırılan bir odada oturulmalı, diğer kişilerden en az 1 metre uzakta olunmalı ve tıbbi maske takılmalıdır. -Kişisel eşyalar başkaları ile paylaşılmamalıdır. Kullanılması gerekirse eşyalar su ve sabun/deterjanla yıkanmalıdır. -Kullanılan tekstil ürünleri 60- 90 derecede normal deterjan ile yıkanmalıdır. -Mümkünse ayrı tuvalet ve banyo kullanılmalıdır.Tuvalet, banyo gibi ortak alanlar iyi havalandırılmalıdır. Banyo ve tuvaletler günde en az bir kez sulandırılmış çamaşır suyuyla (1:100 normal sulandırmada) temizlenmelidir.

Devamı

AİLE KATILIM ÇALIŞMASI ve DENEY ETKİNLİĞİMİZ

  BİLİM FEN VE DOĞA ETKİNLİKLERİNİN ÇOCUKLARA SAĞLADIĞI FAYDALAR Deneyerek, yaparak öğrenmesini, Bilgilerini arttırması, Gözlem ve deney yeteneklerini geliştirmesi, Çevresindeki olaylara karşı daha duyarlı olmasını ve dikkatli gözlem yapmasını sağalmak. Böylece çevresini tanımasına ve sevmesine katkıda bulunmasını, Problem çözme becerisini geliştirmesini, Günlük yaşamlarıyla ilgili araç-gereç ve malzemeyi ve bununla niteliklerini tanımasını, Merak duygusunu güdülmeme, Sorulara cevaplar arayıp-bulmasını, Kavram gelişimini sağlaması, Dil gelişimine ve mantık yürütme becerilerini geliştirmesine yardımcı olması, Çeşitli konularda fikirler üretmesini, bunları öğretmen ve arkadaşlarıyla tartışabilmesini sağlamak, Yaratıcı  düşünme becerilerini kazanmasını, Kendine güvenen bireyler olmasını sağlar. 0-6 yaş gurubu çocukları psikomotor yönden gelişimine de katkıda bulunur. Fen ve doğa etkinlikleri sırasında çocukların hareket etme ihtiyaçları karşılanır. Küçük ve büyük kaslarını kullanmak, duyu organlarını kullanmak ve bedensel koordinasyonunu sağlamak, Nesnelerin ortak özelliklerini ve farklılıklarını ayırt etmesini sağlamak, Grup faaliyetlerine istekle katılmasını ve iş birliği yapmasını, Kendi bedenine karşı olumlu tutumlar geliştirmesini, Sağlık ve beslenme kurallarına uymasını, Temel eğitim için fen bilgisine ilişkin gerekli kavramları geliştirmesini sağlar. FEN EĞİTİMİ/ÖĞRETİMİ İÇİM ÖĞRETMENİN YAPMASI GEREKEN İŞLEMLER Her çocuğa deneyin yada faaliyetlerin bir parçası için fırsat vermeli. Her şeyi mümkün olduğunca güvenilir yapmalı. Bunun için deneyleri önceden yapmalı, tecrübe kazanmalı. çocuklara karşı sabırlı olmalı. Faaliyetin ne kadar süreceğine çocuklar karar vermelidir. Öğrencilerin dikkati kısa süreli olduğu için uzun süreli faaliyetler yerine kısa süreli faaliyetler planlanmalı. Öğrencilere açık ve anlaşılır sorular sormalı. Çocuklara cevaplar için yeterli süre verilmeli. Doğru olmayan anlamsız cevapları da dinlemeli. Aktiviteleri zenginleştirmeli.   DENEY UYGULAMASI YAPARKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER   Öncelikle dikkatle izlemesi gerektiğini söyleriz. Daha sonra bir açıklama yaparız. Daha sonra malzemelerin ne olduklarını tek tek incelemelerine olanak sağlarız. Deneyin detaylı olarak  yapmaya başlarız. Her aşamada merak uyandırıcı, dikkat çekici eylemlerde bulunuruz. Sonra sorular sorarak cevaplarını öğrencilerden alırız ve böylece deneyi pekiştirmiş oluruz. Deneyerek, yaparak öğrenmesini, Bilgilerini arttırması, Gözlem ve deney yeteneklerini geliÅŸtirmesi, Çevresindeki olaylara karşı daha duyarlı olmasını ve dikkatli gözlem yapmasını saÄŸalmak. Böylece çevresini tanımasına ve sevmesine katkıda bulunmasını, Problem çözme becerisini geliÅŸtirmesini, Günlük yaÅŸamlarıyla ilgili araç-gereç ve malzemeyi ve bununla niteliklerini tanımasını, Merak duygusunu güdülmeme, Sorulara cevaplar arayıp-bulmasını, Kavram geliÅŸimini saÄŸlaması, Dil geliÅŸimine ve mantık yürütme becerilerini geliÅŸtirmesine yardımcı olması, ÇeÅŸitli konularda fikirler üretmesini, bunları öğretmen ve arkadaÅŸlarıyla tartışabilmesini saÄŸlamak, Yaratıcı düşünme becerilerini kazanmasını, Kendine güvenen bireyler olmasını saÄŸlar. 0-6 yaÅŸ gurubu çocukları psikomotor yönden geliÅŸimine de katkıda bulunur. Fen ve doÄŸa etkinlikleri sırasında çocukların hareket etme ihtiyaçları karşılanır. Küçük ve büyük kaslarını kullanmak, duyu organlarını kullanmak ve bedensel koordinasyonunu saÄŸlamak, Nesnelerin ortak özelliklerini ve farklılıklarını ayırt etmesini saÄŸlamak, Grup faaliyetlerine istekle katılmasını ve iÅŸ birliÄŸi yapmasını, Kendi bedenine karşı olumlu tutumlar geliÅŸtirmesini, SaÄŸlık ve beslenme kurallarına uymasını, Temel eÄŸitim için fen bilgisine iliÅŸkin gerekli kavramları geliÅŸtirmesini saÄŸlar.   FEN EĞİTÄ°MÄ°/ÖĞRETÄ°MÄ° İÇİM ÖĞRETMENÄ°N YAPMASI GEREKEN İŞLEMLER   Her çocuÄŸa deneyin yada faaliyetlerin bir parçası için fırsat vermeli. Her ÅŸeyi mümkün olduÄŸunca güvenilir yapmalı. Bunun için deneyleri önceden yapmalı, tecrübe kazanmalı. çocuklara karşı sabırlı olmalı. Faaliyetin ne kadar süreceÄŸine çocuklar karar vermelidir. Öğrencilerin dikkati kısa süreli olduÄŸu için uzun süreli faaliyetler yerine kısa süreli faaliyetler planlanmalı. Öğrencilere açık ve anlaşılır sorular sormalı. Çocuklara cevaplar için yeterli süre verilmeli. DoÄŸru olmayan anlamsız cevapları da dinlemeli. Aktiviteleri zenginleÅŸtirmeli.   DENEY UYGULAMASI YAPARKEN DÄ°KKAT EDÄ°LMESÄ° GEREKENLER             Öncelikle dikkatle izlemesi gerektiÄŸini söyleriz. Daha sonra bir açıklama yaparız. Daha sonra malzemelerin ne olduklarını tek tek incelemelerine olanak saÄŸlarız. Deneyin detaylı olarak yapmaya baÅŸlarız. Her aÅŸamada merak uyandırıcı, dikkat çekici eylemlerde bulunuruz. Sonra sorular sorarak cevaplarını öğrencilerden alırız ve böylece deneyi pekiÅŸtirmiÅŸ oluruz.  

Devamı

OKULUMUZDA SİVİL SAVUNMA HAFTASINDA TATBİKAT YAPILDI

DEPREM ÖNCESİ ALINACAK ÖNLEMLER Yerleşim bölgeleri titizlikle belirlenmelidir. Kaygan ve ovalık bölgeler iskana açılmamalıdır. Konutlar gevşek toprağa sahip meyilli arazilere yapılmamalıdır. Yapılar deprem etkilerine karşı dayanıklı inşa edilmelidir. (Yapı Tekniğine ve İnşaat Yönetmeliğine uygun olarak) İmar planında konuta ayrılmış yerler dışındaki yerlere ev ve bina yapılmamalıdır. Dik yarların yakınına, dik boğaz ve vadilerin içine bina yapılmamalıdır. Çok kar yağan ve çığ gelen yamaçlarda bina yapılmamalıdır. Mevcut binaların dayanıklılıkları arttırılmalıdır. Konutlara deprem sigortası yaptırılmalıdır. Bu önlemlerin yanı sıra, yapısal olamayan, yani binadan değil de eşyalardan kaynaklanacak hasarlardan korunmak için günlük kullandığımız eşyalarımızın ev içerisine yerleştirilmesinde aşağıda sayılan önlemleri almalıyız: Dolap üzerine konulan eşya ve büro malzemeleri kayarak düşmelerini önlemek için plastik tutucu malzeme veya yapıştırıcılarla sabitlenmelidir. Soba ve diğer ısıtıcılar sağlam malzemelerle duvara veya yere sabitlenmelidir. Dolaplar ve devrilebilecek benzeri eşyaları birbirine ve duvara sabitlenmelidir. Eğer sabitlenen eşya ve duvar arasında boşluk kalıyorsa, çarpma etkisini düşürmek için araya bir dolgu malzemesi konulmalıdır. Tavan ve duvara asılan avize, klima vb. cihazlar bulundukları yere ağırlıklarını taşıyacak şekilde duvar ve pencerelerden yeterince uzağa ve kanca ile asılmalıdır. İçinde ağır eşyalar bulunan dolap kapakları mekanik kilitler takılarak sıkıca kapalı kalmaları sağlanmalı. Tezgah üzerindeki kayabilecek beyaz eşyalarımızın altına metal profil koyarak bunların kayması önlenmelidir. Zehirli, patlayıcı, yanıcı maddeler düşmeyecek bir konumda sabitlenmeli ve kırılmayacak bir şekilde depolanmalıdır. Bu maddelerin üzerlerine fosforlu, belirleyici etiketler konulmalıdır. Rafların önüne elastik bant ya da tel eklenebilir. Küçük nesneler ve şişeler, birbirlerine çarpmayacak ve devrilmeyecek şekilde, kutuların içine yerleştirilmelidir. Gaz kaçağı ve yangına karşı, gaz vanası ve elektrik sigortalarını otomatik hale getirilmelidir. Binadan acilen çıkmak için kullanılacak yollardaki tehlikeler ortadan kaldırılmalı, bu yollar işaretlemeli, çıkışı engelleyebilecek eşyalar çıkış yolu üzerinden kaldırılmalıdır. Geniş çıkış yolları oluşturulmalıdır. Dışa doğru açılan kapılar kullanılmalı, acil çıkış kapıları kilitli olmamalıdır. Acil çıkışlar aydınlatılmalıdır. Karyolalar pencerenin ve üzerine devrilebilecek ağır dolapların yanına konulmamalı, karyolanın üzerinde ağır eşya olan raf bulundurulmamalıdır. Tüm bireylerin katılımı ile (evde, iş yerinde, apartmanda, okulda) "Afete hazırlık planları" yapılmalı, her altı ayda bir bu plan gözden geçirilmelidir. Zaman zaman bu plana göre nasıl davranılması gerektiğinin tatbikatları yapılmalıdır. Bir afet ve acil durumda eve ulaşılamayacak durumlar için aile bireyleri ile iletişimin nasıl sağlayacağı, alternatif buluşma yerleri ve bireylerin ulaşabileceği bölge dışı bağlantı kişisi (ev, işyeri, okul içinde, dışında ve ya mahalle dışında) belirlenmelidir. Önemli evrakların (kimlik kartları, tapu, sigorta belgeleri, sağlık karnesi, diplomalar, pasaport, banka cüzdanı vb.) kopyaları hazırlanarak su geçirmeyecek bir şekilde saklanmalı, ayrıca bu evrakların bir örneği de bölge dışı bağlantı kişisinde bulunmalıdır. Bina yönetimince önceden belirlenen, mesken veya işyerinin özelliği ve büyüklüğüne göre uygun yangın söndürme cihazı mutlaka bulundurulmalı ve periyodik bakımları da yaptırılmalıdır. Bu cihazlar; Kolayca ulaşılabilecek bir yerde tutulmalıdır. Yeri herkes tarafından bilinmelidir. Duvara sıkıca sabitlenmelidir. Her yıl ilgili firma tarafından bakımı yapılmalıdır. Bir kez kullanıldıktan sonra mutlaka tekrar doldurulmalıdır. Binalarda asansörlerin kapı yanlarına "Deprem Sırasında Kullanılmaz" levhası asılmalıdır. DEPREM ANINDA YAPILMASI GEREKENLER DEPREM ANINDA BİNA İÇERİSİNDEYSENİZ; Kesinlikle panik yapılmamalıdır. Sabitlenmemiş dolap, raf, pencere vb. eşyalardan uzak durulmalıdır. Varsa sağlam sandalyelerle desteklenmiş masa altına veya dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşya yanına çömelerek hayat üçgeni oluşturulmalıdır. Baş iki el arasına alınarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb) malzeme ile korunmalıdır. Sarsıntı geçene kadar bu pozisyonda beklenmelidir.Güvenli bir yer bulup, diz üstü ÇÖKBaşını ve enseni koruyacak şekilde KAPANDüşmemek için sabit bir yere TUTUNMerdivenlere ya da çıkışlara doğru koşulmamalıdır. Balkona çıkılmamalıdır. Balkonlardan ya da pencerelerden aşağıya atlanmamalıdır. Kesinlikle asansör kullanılmamalıdır. Telefonlar acil durum ve yangınları bildirmek dışında kullanılmamalıdır. Kibrit, çakmak yakılmamalı, elektrik düğmelerine dokunulmamalıdır. Tekerlekli sandalyede isek tekerlekler kilitlenerek baş ve boyun korumaya alınmalıdır. Mutfak, imalathane, laboratuar gibi iş aletlerinin bulunduğu yerlerde; ocak, fırın ve bu gibi cihazlar kapatılmalı, dökülebilecek malzeme ve maddelerden uzaklaşılmalıdır. Sarsıntı geçtikten sonra elektrik, gaz ve su vanalarını kapatılmalı, soba ve ısıtıcılar söndürülmelidir. Diğer güvenlik önlemleri alınarak gerekli olan eşya ve malzemeler alınarak bina daha önce tespit edilen yoldan derhal terk edilip toplanma bölgesine gidilmelidir. Okulda sınıfta ya da büroda ise sağlam sıra, masa altlarında ve ya yanında; koridorsa ise duvarın yanına hayat üçgeni oluşturacak şekilde ÇÖK-KAPAN-TUTUN hareketi ile baş ve boyun korunmalıdır. Pencerelerden ve camdan yapılmış eşyalardan uzak durulmalıdır. DEPREM ANINDA AÇIK ALANDAYSANIZ; Enerji hatları ve direklerinden, ağaçlardan, diğer binalardan ve duvar diplerinden uzaklaşılmalıdır. Açık arazide çömelerek etraftan gelen tehlikelere karşı hazırlıklı olunmalıdır. Toprak kayması olabilecek, taş veya kaya düşebilecek yamaç altlarında bulunulmamalıdır. Böyle bir ortamda bulunuluyorsa seri şekilde güvenli bir ortama geçilmelidir. Binalardan düşebilecek baca, cam kırıkları ve sıvalara karşı tedbirli olunmalıdır. Toprak altındaki kanalizasyon, elektrik ve gaz hatlarından gelecek tehlikelere karşı dikkatli olunmalıdır. Deniz kıyısından uzaklaşılmalıdır. DEPREM ANINDA ARAÇ KULLANIYORSANIZ; Sarsıntı sırasında karayolunda seyir halindeyseniz;Bulunduğunuz yer güvenli ise; yolu kapatmadan sağa yanaşıp durulmalıdır. Kontak anahtarı yerinde bırakılıp, pencereler kapalı olarak araç içerisinde beklenmelidir. Sarsıntı durduktan sonra açık alanlara gidilmelidir.o Araç meskun mahallerde ya da güvenli bir yerde değilse(ağaç ya da enerji hatları veya direklerinin yanında, köprü üstünde vb.); durdurulmalı, kontak anahtarı üzerinde bırakılarak terk edilmeli ve trafikten uzak açık alanlara gidilmelidir. Sarsıntı sırasında bir tünelin içinde iseniz ve çıkışa yakın değilseniz; araç durdurulup aşağıya inilmeli ve yanına yan yatarak ayaklar karına çekilip, ellerle baş ve boyun korunmalıdır. (ÇÖK-KAPAN-TUTUN) Kapalı bir otoparkta iseniz; araç dışına çıkılıp, yanına yan yatarak, ellerle baş ve boyun korunmalıdır. Yukarıdan düşebilecek tavan, tünel gibi büyük kitleler aracı belki ezecek ama yok etmeyecektir. Araç içinde olduğunuz takdirde, üzerine düşen bir parça ile aracın içinde ezilebilirsiniz. METRODA VEYA DİĞER TOPLU TAŞIMA ARAÇLARINDAYSANIZ: Gerekmedikçe, kesinlikle metro ve trenden inilmemelidir. Elektriğe kapılabilinir veya diğer hattan gelen başka bir metro yada tren size çarpabilir. Sarsıntı bitinceye kadar metro ya da trenin içinde, sıkıca tutturulmuş askı, korkuluk veya herhangi bir yere tutunmalı, metro veya tren personeli tarafından verilen talimatlara uyulmalıdır. DEPREM SONRASINDA YAPILMASI GEREKENLER KAPALI ALANDAYSANIZ; Önce kendi emniyetinizden emin olun. Sonra çevrenizde yardım edebileceğiniz kimse olup olmadığını kontrol edin. Depremlerden sonra çıkan yangınlar oldukça sık görülen ikincil afetlerdir. Bu nedenle eğer gaz kokusu alırsanız, gaz vanasını kapatın. Camları ve kapıları açın. Hemen binayı terk edin. Dökülen tehlikeli maddeleri temizleyin. Yerinden oynayan telefon ahizelerini telefonun üstüne koyun. Acil durum çantanızı yanınıza alın, mahalle buluşma noktanıza doğru harekete geçin. Radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarıyla size yapılacak uyarıları dinleyin. Cadde ve sokakların acil yardım araçları için boş bırakın. Her büyük depremden sonra mutlaka artçı depremler olur. Artçı depremler zaman içerisinde seyrekleşir ve büyüklükleri azalır. Artçı depremler hasarlı binalarda zarara yol açabilir. Bu nedenle sarsıntılar tamamen bitene kadar hasarlı binalara girilmemelidir. Artçı depremler sırasında da ana depremde yapılması gerekenler yapılmalıdır. AÇIK ALANDAYSANIZ; Çevrenizdeki hasara dikkat ederek bunları not edin. Hasarlı binalardan ve enerji nakil hatlarından uzak durun. Önce hemen yakın çevrenizde acil yardıma gerek duyanlara yardım edin. Sonra mahalle toplanma noktanıza gidin. Yardım çalışmalarına katılın. Özel ilgiye ihtiyacı olan afetzedelere -yaşlılar, bebekler, özürlüler- yardımcı olun. YIKINTI ALTINDA MAHSUR KALDIYSANIZ; Paniklemeden durumunuzu kontrol edin. Hareket kabiliyetiniz kısıtlanmışsa çıkış için hayatınızı riske atacak hareketlere kalkışmayın. Biliniz ki kurtarma ekipleri en kısa zamanda size ulaşmak için çaba gösterecektir. Enerjinizi en tasarruflu şekilde kullanmak için hareketlerinizi kontrol altında tutun. El ve ayaklarınızı kullanabiliyorsanız su, kalorifer, gaz tesisatlarına, zemine vurmak suretiyle varlığınızı duyurmaya çalışın. Sesinizi kullanabiliyorsanız kurtarma ekiplerinin seslerini duymaya ve onlara seslenmeye çalışınız. Ancak enerjinizi kontrollü kullanın.

Devamı

''BEN OKUYORUM GAZİANTEP OKUYOR''PROJESİ KAPSAMINDA OKUMA ETKİNLİKLERİMİZ OKUL İLE SINIRLI KALMIYOR

Öğrencilerimizin evlerinden aileleri ile birlikte kitap okuma manzaraları..Bu etkinlik çocuklarımızda kitap ve kitap okuma sevgisini geliştirirken,evde ailesi ile birlikte kaliteli zaman geçirme imkanı sunmaktadır. Projeye destek veren tüm öğretmen ve velilerimize teşekkür ederiz.

Devamı

ANNELERİMİZ İLE KENDİ OYUN HAMURLARIMIZI YAPIYORUZ

Çocuğun ilk eğitimi ailede başlar. Anne ve babada öğrenilenler başta olmak üzere tüm yakın çevresi çocuğun gelişimini etkiler. Ayrıca 0-6 yaş grubunu kapsayan okul öncesi dönemde çocuk için model olan anne ve babası ona her anlamda destek olmalıdır. Bu nedenle okul öncesi eğitim programlarında aile katılımının sağlanması çocukların gelişimi yönünden üzerinde durulan bir konu haline gelmiştir.Aile katılımı; anne babaların çocukların eğitimlerine, bunun yanında gelişimlerine katkıda bulunup, onlara yararlı olabilmeleri için organize edilen etkinlikler bütünüdür. Çocuklar için gerekli olan etkin eğitim, anne baba ve öğretmen işbirliğiyle gerçekleşir. Okul öncesi eğitimde aile katılımıyla varılmak istenen nokta öğrenilen şeylerin ailede desteklenmesi, eğitimde devamlılığın sağlanmasıdır. Okulda verilen eğitim evde desteklenerek, evde verilen eğitim de okulda destelenerek bir devamlılık söz konusu olur.  Aile katılımının amaçları; Öğrenmeyi daha etkili hale getirmek, Çocuğun tüm gelişimiyle ilgili aileleri desteklemek ve bilinçlendirmek, Çocuğun evde olan öğrenme ortamını zenginleştirmek, Aileye doğru ana-baba tutumları kazandırmak, Ailelere ev ortamında çocuklarına kazandırabilecekleri deneyimleri öğretmek, Ailelerin çocuklarını daha iyi tanımalarına olanak sağlamak. Kaliteli eğitimin temelinde güçlü ve sağlıklı öğretmen veli işbirliği vardır. İki taraf da birbiriyle etkili ve açık bir iletişim kurmalıdır. Anne babanın da okulun da amacı, çocuklara etkili eğitim ortamı sağlamak olduğundan aile-okul işbirliği önemlidir.

Devamı

SANAT RUHUN GIDASIDIR

Kişilik büyük ölçüde okul öncesi yaşlarda oluşur. Kişilik kavramı ise bir insanı nesnel ve öznel yanlarıyla diğerlerinden farklı kılan duygu, düşünce, tutum ve davranış özelliklerinin tümü olarak tanımlanır. Bugün çağdaş toplumların ilk özelliği, bu toplumlarda insanların bireyselleşmesine çok önem verilmesidir.Çünkü toplumda bir varlık olarak kendi çabalarıyla var olacaktır. Sanat eğitimi; yalnızca duyguların ve becerilerin eğitimi olmayıp; yaratıcılık temeline dayandığından daha çok zihinsel bir eğitimdir. Bu süreçte akıl ve duygu eşit kullanılmaktadır. Bazen kişilik özelliklerine göre biri diğerinin önüne de geçebilir. Sanat, çocuğa bir yaşantı vermektedir. Herhangi bir olay gerçekten yaşanırsa bilince işler. Yaratıcılığın geliştirilmesi tüm sanat etkinliklerinin temel çıkış noktasıdır. Yaratıcılık günümüz toplumlarının en çok değer verdikleri insanca bir özellik olmanın yanı sıra, "toplumlar arası yarışta sonucu belirleyecek en önemli zihinsel öğe" , olarak, da somutlaşmıştır. Yaşadığımız yüzyılın yarışma ortamında toplumsal gelişmişlik açısından öne çıkan uluslar, kendi insanları arasından yaratıcı gücü olanları seçmesini, eğitmesini ve desteklemesini en iyi bilen uluslardır. Sanat, çocuğun kendi duygularını, düşüncelerini, algılayışını, fantezilerini, rüyalarını, kaygılarını, sürprizlerini, problemlerini, korkularını, üzüntülerini, heyecanlarını, merak ettiklerini, kızgınlığını, neşesini ve nefretini içermelidir. Sanat, çocuğun kendi çevresini fark edebilmesine, esnek bir kişilik geliştirebilmesine, hayal gücünü kullanabilmesine ve yaratıcılığını geliştirebilmesine, yenilikler yapabilmesine, yeni durumlara uyum sağlayabilmesine, hoşlandığı ve hoşlanmadığı bazı durumları tanımlayabilmesine, kendini ifade edebilmeyi öğrenmesine, kendine olan güveninin artmasında etkin rol oynayacaktır.

Devamı

ÖĞRENCİLERİMİZ YAĞAN KARIN TADINI ÇIKARDI

Kış mevsiminin güzelliği olan kar yağışı okulumuzda coşku ile karşılandı.Öğrencilerimiz mevsimler konusunda Kış mevsimini ve kışın getirdiklerini daha iyi öğrenmiş oldu,sıcak soğuk kavramı pekiştirildi,renklerden beyaz tekrar edildi,karda oyun oynayarak çocuklarımızın psikomotor gelişimleri de desteklenmiş oldu

Devamı

ŞEHADETİNİN 100.YILINDA GAZİ ŞEHRİN YÜREKLİ KAHRAMANI ŞEHİTKAMİL İ ANDIK

ŞEHİTKAMİL KİMDİR?   Kamil, alaca işleyen fakir bir babanın oğlu idi. Dedesi Kemal kendircilik yapar ailece kendir soyarak geçinirlerdi. 21 Ocak Cuma günü de, 14 yaşındaki Kamil annesiyle beraber dedesinin yanından çöp soymadan geliyordu. Kamil'in ve annesinin sırtında soydukları çöpler, Fransızlar'ın askeri fırın olarak kullandıkları binanın önünden geçerken, Kozanlı tarafından gelen 3 Fransız askeri kadının yolunu kesip peçesini açmak istiyorlar.  Hatice peçesine uzanan eli ısırıyor ve bağırıyor; -Kamil yetiş!..Annesinin saldırıya uğradığını gören Kamil, sırtındaki çöpleri yere atıp koşuyor. Yerden bir taş alıp öndeki askere vuruyor. Bu sırada bir çığlık doluyor çarşıya...-Ah anam... Vurdular beni!.. Anası Hatice, tüfek süngüsümüy dü, uzun bir bıçakmıydı bilemedim, sapladılar yavruma, diye anlatıyordu. Kamil'in vuruldum sesini, anasınınçığlık ve feryadını duyan halk koşuyor. Fransız askerleri, hemen askeri fırına kaçarak kapıları kapatıyorlar. Olay yeri bir anda ana-baba gününe dönüyor. Küçük bir oğlanı vurmuşlar! Haberini duyanlar, kiminin elinde kazma, kiminde balta, kiminde satır, koşuyorlar askeri fırına... Fransızlar korku içinde fırının kapısını kapatmışlar, arkasına odun ve eşya yığmışlar. Pencereden de bir makineli tüfeği kalabalığa çevirmişler. Onlar korku, halk öfke ve heyecan içinde... -Açın kapıyı namussuzlar! Bir çocuğu süngülemek nasılmış, açında gösterelim size... Korkaklar, alçaklar...Kapılara,pencerelere baltalar, kürekler, et satırları ile vuruyorlar... Açabilseler Fransızların hepsini parçalayacaklar.           Olay yerine Komiser Hakkı Efendi ile jandarma komutanı Çopur Kemal yetişiyor. Halkın arasına giriyorlar: -Kapıyı kırmayın, merak etmeyin, hakkınızı koymayacağız İntikamınızı alacağız. Siz şimdi dağılın, bizlere güvenin. Halk büyük bir heyecan ve üzüntü içinde Kamil'in kanlı cesedini alıp Musullu Sokaktaki evine getiriyor. Avlunun ortasına yatırdıkları Kamil sanki uyuyor. Evin içi, sokaklar, acılı, kinli ve öfkeli insanlarladolup taşıyor. Küçük şehidin cenazesi 22 Ocak günü muazzam bir törenle kaldırılıyor. Sanki bütün Antep geliyor cenazeyi götürmeye. Dükkanlar kapanmış, alışveriş durmuş, cenaze töreni, Fransızlara gözdağı verme gösterisine dönüşmüş. Fransız komutanAlbay Saint Marie, Kamil'in cenazesi eve götürüldükten sonra askeri vasıtalarla fırına gitmiş, oraya saklanan askerlerini alıp, kolejdeki karargahına götürmüştü. Olayın halkta yarattığı heyecanı ve muazzam cenaze törenini öğrenince telaşa kapılıyor. Olayın bir harp başlangıcı olması ihtimalinden çekiniyor ve Heyet-i Merkeziye'ye haber gönderiyor. Belediyeye gelip şehir halkı adına heyetten özür dilemek, Kamil'in babası Ökkeş Ağa'nın da gönlünü almak istediğini bildiriyor. Heyet-i Merkeziye şehirde harbin başlamasını henüz istemiyordu. Çünkü hazırlıklar tamamlanmamıştı. Ökkeş Ağa önce direndi. Sonra Heyet-i Merkeziye'nin ısrarına karşı koyamadı. İstemeyerek gitti belediyeye. Fransız komutan birkaç subayı ve tercümanı ile birlikte belediyeye gitmişti. Tercüman vasıtasıyla Ökkeş Ağa'ya başsağlığı diledi. Ufak bir tazminat olarak 200 altını uzattı. Ökkeş Ağa almadı. Bu olayın sebep olduğu öfke ve heyecan günlerce yatışmadı. Çarşı ve dükkanlar günlerce kapalı kaldı. Ve küçük şehitin acısı tüm Antep'i yasa boğdu. Ökkeş Dilek, oğlu Şehit Kamil'in Şehadeti üzerine, kendisine teklif edilen 200 Fransız Altınını kabul etmeme asaletini göstererek; "kana kan, cana can isterim" demiştir. Antep Heyet-i Merkeziye'si bu asil davranışı üzerine 50 altın yardım yapmıştır kendisine. Şehit Babası olarak Ökkeş Ağa'ya maaş bağlanmıştır.Ve Antep Şehit Kamil'e sahip çıktı. Şehit Kamil'in adı Merkez İlçelerimizden birisine verildi. Şehit Kamil Belediyesi, Şehit Kamil Caddesi, Şehit Kamil İlköğretim Okulu, Şehit Kamil Kültür Sitesi'ne adı verildi. Ayrıca Şehit Kamil'in Anıtı dikildi.

Devamı

BEN OKUYORUM GAZİANTEP OKUYOR

Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen Ben Okuyorum Gaziantep Okuyor isimli projeyi okulumuzda uyguluyoruz. Bu etkinlikte öğrencilerimiz ile evlerine kitaplar göndererek velilerimizin onlara okumasını,daha sonra öğrencilerimizin de dinledikleri hikayeyi resimleri ile okulda anlatmasını istedik. Çocuklarımıza kitap ve kitap okuma sevgisi kazandırıyoruz.

Devamı

ORTAKLIĞINI YAPMIŞ OLDUĞUMUZ ''BÜYÜKLERLE KİTAP SAATİ'' İSİMLİ E-TWINNING PROJESİNDEN ETKİNLİKLER

  Proje hakkında   3-9 yaş arası çocuklar büyüklerinden masal veya hikaye dinlemeyi, onlarla etkili vakit geçirmeyi çok severler. Bu proje kapsamında çocuklar ile büyükleri bir araya getirmek, manevi değerleri güçlendirmek, büyükler ve çocuklar arasında etkili iletişimi sağlamak, birlikte eğlenceli ve verimli vakit geçirmelerine ortam sağlamak, kitap sevgisini kazandırmak istiyoruz.   Hedefler   Bu proje kapsamında çocuklar ve büyükler arasında ortak bir paydaş sağlamak, aradaki bağları kuvvetlendirmek, kitap sevgisi aşılamak, manevi duyguları geliştirmek, etkili iletişim becerisi kazandırmak, hem eğlenceli hem verimli zaman geçirmek, aile bağını güçlendirmek, çocukların yaratıcılık ve hayal güçlerini geliştirmek, henüz kitap okuyamayan yada okumada zorluk çeken öğrencilere kitapları sevdirmek ulaşmak istediğimiz hedefleri kapsamaktadır.   Çalışma süreci   Proje 16 Aralık 2019 tarihinde başlayıp istek doğrultusunda 15 Haziran 2020 tarihine kadar uygulanması planlanmaktadır. Ortaklar, üyeler ve sınıf öğretmenlerinin planlaması doğrultusunda büyükler sınıfa bireysel yada grup şeklinde davet edilebilir. Etkinlik sıklığı sınıf öğretmenleri belirleyecektir.   Beklenen sonuçlar   Bu projeden beklentimiz çocuklar ve büyükler arasında ki bağları kuvvetlendirilmesi, çocuklara kitap sevgisi aşılanması, manevi duyguların geliştirilmesi, etkili iletişim becerisi kazandırılması, hem eğlenceli hem verimli zaman geçirilmesi, aile bağını güçlendirilmesi, çocukların yaratıcılık ve hayal güçlerinin geliştirilmesidir.      

Devamı

GAZİANTEP MERKEZ İTFAİTESİNDEN ÖĞRENCİLERİMİZE YANGIN EĞİTİMİ

GAZİANTEP MERKEZ İTFAİYESİNİ OKULUMUZA DAVET EDEREK,İTFAİYE PERSONELLERİ TARAFINDAN ÖĞRENCİLERİMİZE YANGIN NEDİR,NASIL ÇKAR,OLASI BİR YANGIN ANINDA NELER YAPILIR,YANGINDAN NASIL KORUNURUZ,İTFAİYE NEDİR NE İŞ YAPAR  KONULARINDA SÖZEL VE GÖRSEL BİLGİLER VERİLMESİNİ SAĞLADIK.MERKEZ İTFAİYESİNİN HAZIRLAMIŞ OLDUĞU MÜZİKLİ KLİP İLE YANGIN ANINDA ARANACAK ACİL DURUM TELEFON NUMARASI OLAN 110 ÖĞRENCİLERİMİZİN ZİHİNLERİNE KAZINDI.

Devamı